Kapı / Osman ERDOĞAN

Önünde durduğu kapının açılmasını beklerken zihninde oluşan düşünceler onu yaşamının en derin dehlizlerine sürüklemişti bile, kapılar onun hayatında hep çok büyük bir yer tutmuştu. O, kapılara nesnesel olarak değil daha çok değişmeceli olarak bağımlıydı. Çevresindekilerin ona gösterdiği kapıdan geçebilme isteği kim olduğunu bulmaya fırsat vermeden tüm benliğini sürüklemişti. Şimdi burada, bu büyük kapının önünde onun açılmasını beklerken, önünde ilk açılan kapıya gitti hayali.

Daha küçücük bir çocukken sevdiği, hayalini kurduğu mavi renkteki bisikletin alınabilmesi için sınıf birincisi olması şart koşulmuştu. Sınıf birincisi olabilmek için çok çalışması ve aynı zamanda onun gibi çok çalışan birçok arkadaşını geçmesi gerekmişti. Her biri birer yarış atı gibi süratle koşmuş ve o büyük kapıdan geçmeye çabalamışlardı. Gece gündüz çalışarak birinciliği kimseye bırakmamışve nitekim mavi bisikletine kavuşmuştu.  Ödül mü daha değerliydi, yoksa geçtiği kapı mı yoksa verdiği emek mi daha kıymetliydi. Bunu sorgulama bilinci ancak yıllar sonra gelişebilmişti.  Bugün önünde durduğu bu büyük kapı, onu kendi öz benliği ile arzuladığı bir yere götürecekti. İlk defa bir kapıyı o istemişti. Mavi bisikletine binip evlerinin sokağında tur atmaya henüz başlamıştı ki, babası seslendi:  ‘’Beğendin mi bisikletini?’’ yüzünde kocaman bir gülümseme belirmişti. Sonra babası ona yeni bir kapı işaret etmişti. Neden okul birincisi olmasındı. Zehir kana karışmıştı artık. Yeni bir kapı ve kapının ardında onu bekleyen bir tablet vardı. Çok çalışmalı ve okulun birincisi olmalıydı. Nesnelerin hayatımıza yön verdiği bir dünyada yaşıyorduk. Kendi iç dinamiklerimizin bizi nereye götüreceğinden bi haber tüketiyorduk hayatı. Önümüze konan hedefler ve hedeflerin sonunda ödüller vardı. Klasik olarak koşullanıyor ve o hedefe doğru koşarken kendi hayatımızı kaçırıyorduk. Nitekim babamın önüme koyduğu yeni hedef ki o benim için önemli değildi. Hedefin arkasında açılacak olan kapıda bir tablet olacaktı. Çalıştım çalıştım ve yine çalıştım. Bana yeni alınan o mavi bisikleti bile unuttum çoğu zaman. Okuldan gelince evin bahçesinde duran mavi bisikleti fark etmeden yanından geçtim sayısız kez. Yemek yedim, ders çalıştım. Daha birkaç ay önce hayalimi süsleyen o mavi bisiklet artık değersizdi. Yeni hedef ‘’TABLET’’ idi.  Okulda yapılan ilk deneme sınavında okul birincisiydim. Babam haberi alınca çok mutlu oldu. Ben ne yaptığımı çok anlamıyordum. Başarı; siz arzuladığınızda çok keyifli bir dürtüydü. Ama benim hedefim başarı değil, tabletti. Ertesi gün babam elinde tablet ile geldiğinde bir kapıdan daha geçmiş olduğumu fark ettim. Evimizde internet yoktu. Babamla hemen bir internet kafeye gittik. Onlarca oyun indirdim tabletime ve sonra başladım oynamaya, ben bir çocuktum ve yönlendirmelere çok açıktım. Babam bir haftanın sonunda yanıma geldi. Sesi şefkat doluydu. ‘’Oğlum neden il birincisi olmayasın!!!’’ Gözümün önünde hiç bir şey canlanmadı. Babamın bir sonraki cümlesi,  yani kapıdan geçince ne kazanacağım önemliydi benim için. ‘’BİLGİSAYAR’’ bu büyük bir ödüldü. Çalışmaya başladım. Tablet ortadan kayboldu bisiklet zaten yoktu. Ben bir ok gibi hedefe kilitlenmiştim. Önüme konan hedefe koşmaya başladım. Ben koştukça hep yeni hedefler geldi. Yıllarca hep koştum. Hep yeni  yeni ödüllerin sahibi oldum. Önceki ödül yenisi gelince değersizleşti. Dönüp baktığımda hiç bir şey hissetmediğimi ve yaşamamış olduğumu görüyorum. Beni hayatta tatmin edecek hislerin ne olacağı hakkında hiçbir fikrim yoktu. Ta ki bu güzel kapı ile karşılaşana değin. Ben ne istediğimi bilmeden ve yaşadığım hayatta var oluş amacımı, ideallerimi sorgulamadan büyüdüm. Bugün önünde durduğum kapının önünde ilk defa kendi arzum ile duruyorum. Bir ödül beklentim yok. Kendi öz dinamiklerimi gördüğüm ve geçmeyi arzuladığım için açılmasını bekliyorum. Ben bugün burada önünde durduğum kapının ne olduğunu anlatma yanılgısına düşmekten imtina etmek hakkımı kullanacağım, çünkü ben artık insanların arzu ile geçmek isteyecekleri kapıları kendilerinin bulmaları gerektiğine inanıyorum. Başarı; siz arzuladığınızda sizi mutlu edebilecek, nesnelerin varlığından çok öte bir yaşantıdır.

Editör Şair Gazetesi

YORUM YAZIN

Yorumlarınız bizler için değerlidir.